her farklı geçen günüm gibi bugünüm de inanılmaz iniş ve çıkışlarla doluydu, nasıl mı, tabiki de arkamda öksüzler ve yetimler gibi boynu bükük olarak bıraktığım lady diana zarifliğindeki bedenime ihanet ederek gerçekleşti, dürüm yedim, kuzu şiş dürüm, bulgur pilavı da yedim, yanında lavaş vardı onu da ezmeye batırdım, bir tereyağı eksikti ama olsun ezmeyi iki kat sürerek, double check yaptım, ve yedim. pişman mıyım değilim, 3 sene sonra bugün pişman olur muyum, onu da o zaman düşünürüz dedim, şu anda 7/24 düşündüğüm tek şey var hatta düşlediğim heryerden check in yapıp, internete bağlanabilceğim "O" telefon, ismini vermiyorum, reklama girmesin, şaka yahu ismini ağzıma almak istemiyorum çünkü ofiste toplam çalışan olarak 80 kişilik bir mürettebatsak eğer, bunların 10 tane gibisi zorunlu blackberry kullanırken diğer kalanların, 70 ettik, %80'i iphone kullanıyor, %20'isi ise iphone almak isteyenler, yani 56'ıya 14 gibi bir rakam var, ayrıca bu %20'i de iphone almak için iphone5'in çıkmasını bekleyenler, çünkü düşük teknoloji kullanmak istemeyip daha upgrade bir teknoloji kullanacaklarmış, bence iphone alma isteği ardından almak ve kullanımı ve insanların bunla beraber ilerleyen psikolojik tavırları ve edindikleri yeni hayat alışkanlıkları üzerine bir ders üniversitelerin özellikle psikoloji ve sosyoloji hatta matematik ve biyoloji bölümlerinde olmalı, bir telefon hakkında neden mi bu kadar uzun konuştum çünkü bugün kontör yüklemeye girdiğim gsm dükkanı bana neden faturalı hatta geçmediğimi sordu, ben de iphone alcaaaaaaam, o zaman geçceeeeeem dedim, oğlum istersem 3 faturalı hat alııııır üçünü de iphone'a koyar, bir ordan ararım arkadaşlarımı bir burdan hatta bir daha burdan ararım, sana hesap mı vericem bakışım satıcı çocuğun ısrarlarına çelik kalkan görevinde başarısızlıkla sonuçlandı. Aslında Halston'ın Glow İn The Dark elbisesiyle bir James Bond kızı olmam an bile değil, gündüz telefonumla da uyumlu olur, beyaz alırsam, gecede diskoya gidersem beni arayıpta bulamayan elbisemin parıltısından bulur.
Sunday, August 28, 2011
bakalım olcak birşeyler
her farklı geçen günüm gibi bugünüm de inanılmaz iniş ve çıkışlarla doluydu, nasıl mı, tabiki de arkamda öksüzler ve yetimler gibi boynu bükük olarak bıraktığım lady diana zarifliğindeki bedenime ihanet ederek gerçekleşti, dürüm yedim, kuzu şiş dürüm, bulgur pilavı da yedim, yanında lavaş vardı onu da ezmeye batırdım, bir tereyağı eksikti ama olsun ezmeyi iki kat sürerek, double check yaptım, ve yedim. pişman mıyım değilim, 3 sene sonra bugün pişman olur muyum, onu da o zaman düşünürüz dedim, şu anda 7/24 düşündüğüm tek şey var hatta düşlediğim heryerden check in yapıp, internete bağlanabilceğim "O" telefon, ismini vermiyorum, reklama girmesin, şaka yahu ismini ağzıma almak istemiyorum çünkü ofiste toplam çalışan olarak 80 kişilik bir mürettebatsak eğer, bunların 10 tane gibisi zorunlu blackberry kullanırken diğer kalanların, 70 ettik, %80'i iphone kullanıyor, %20'isi ise iphone almak isteyenler, yani 56'ıya 14 gibi bir rakam var, ayrıca bu %20'i de iphone almak için iphone5'in çıkmasını bekleyenler, çünkü düşük teknoloji kullanmak istemeyip daha upgrade bir teknoloji kullanacaklarmış, bence iphone alma isteği ardından almak ve kullanımı ve insanların bunla beraber ilerleyen psikolojik tavırları ve edindikleri yeni hayat alışkanlıkları üzerine bir ders üniversitelerin özellikle psikoloji ve sosyoloji hatta matematik ve biyoloji bölümlerinde olmalı, bir telefon hakkında neden mi bu kadar uzun konuştum çünkü bugün kontör yüklemeye girdiğim gsm dükkanı bana neden faturalı hatta geçmediğimi sordu, ben de iphone alcaaaaaaam, o zaman geçceeeeeem dedim, oğlum istersem 3 faturalı hat alııııır üçünü de iphone'a koyar, bir ordan ararım arkadaşlarımı bir burdan hatta bir daha burdan ararım, sana hesap mı vericem bakışım satıcı çocuğun ısrarlarına çelik kalkan görevinde başarısızlıkla sonuçlandı. Aslında Halston'ın Glow İn The Dark elbisesiyle bir James Bond kızı olmam an bile değil, gündüz telefonumla da uyumlu olur, beyaz alırsam, gecede diskoya gidersem beni arayıpta bulamayan elbisemin parıltısından bulur.
Thursday, August 25, 2011
oldu bu sefer
HA HA HA diye zengin kahkahalaması ile ortama girersem, sanki bunca zaman yokluğum hissedilmemiş gibi bir şekil çekebilirim kendime. İzninizle ben bir kahkaha çekip geleceğim, bu arada siz de taze meyvelerden yapılmış bir dondurma yada buzlu cafe de la mocha siparişi verebilirsiniz. Geçen oldu biraz, starbucks'a girdim, geçen dediğim havaların cayır cayır olduğu yaz günleri, arada epey gün geçtiği için bundan sonra herşeyi geçen diye anlatsam yeri var. Starbucks'dayız işte, ben ve kızlar, ama ben kızları tanımıyorum, onların da beni tanıdığını sanmıyorum, önümde sipariş veriyolar tabikide buzlu cafe de la moccha coccha birşeyler, ellerinde poşetler bütün mağazalardan birşeyler almışlar, hatta o kadar çok şey almışlar ki, poşet içine poşet yapmışlar, ben de öğle yemeği yemedim, çünkü yemek yiyip sonrada starbucks'a gidecek vaktim kalmıyor, ikisinden birini tercih etmem gerektiği için, her akıllı insan gibi starbucks'a koşuyorum, nese iki kız işte ellerinde poşetler, hande yener'in sahnede giydiği ama bunların sokak gezmesine giydiği elbiselerle siparişlerini verdiler, aldılar ve gittiler, ben de arkalarından baktım. O an pek bilemedim, daha sonra olayı düşünürsünüz ve daha iyi kavrarsınız ya, buna da jeton düşmesi denir, o kızların o aldıkları 2500 kalorili buzlu içeceği aslında yol boyunca hiç içmediklerini yada bu kalorileri eritmek için onca alışverişi yaptıkları kanaatine vardım. O kızlar yol boyunca gidedursun ben daha internetten ucuz tatil alıp biryere bile gidemedim, halbuki her markanın çorap çıkartır gibi kendi bikinilerini çıkartmasını fırsat bilip kullan at bikinilerden 10 tane aldım. Kullan at diyorum, çünkü takımı 20-25tl olan bikiniyle herhalde olimpiyatlarda rekor kıramam, en fazla bir kere suya girip sonra lastikleri marşmelov olur diye düşünüyorum. Ayrıca Rihanna da ne güzel tatil yaptı öyle bu sene, doğrusu Rihanna'nın yaptığı tatil parasına Kim Kardashian ve Kate Moss düğün yaptı ama, sene boyunca çok çalışıyor yoruldu kız, bu arada bence Katy Perry de evde kaldı. Nerde ellerinde poşetlerle kızlar görsem önümden koşuşan, kendimi orda K. Perry gibi hissediyorum. EVDE KALMIŞ! Ama evlenirsem charlotte olympia'dan düğün hediyemi isterim, gelinliğimin altına giyecek, yada siyah kumaş pantolomun altına giyecek, yada başucuma koyup, gecemi aydınlatan ateş böceğim misin şarkısını beraber söyleyecek.
Subscribe to:
Posts (Atom)