Monday, February 21, 2011

günlerin ardından

ne yer yarıldı ne de içine girmedim, büyük bir indirim furyasını geride bıraktık sadece o kadar sayın seyirciler, şimdiyse elimizde yeni sezon fırfırlı rüyalar var, aslında en çok sevdiğim kısım, yeni sezonla indirime girmiş eski sezonun aynı anda vitrinde olduğu zamanlar, çünkü ne gündemden geri kalıyorsunuz ne de indirimden, bu sezon sarı moda olacakmış tüyosunu kapıp eski sezondan ona denk birşeyler alabiliyor insan, adamlar vitrine bikini koymuş ve indirimdeki ürünler kazaksa, o iş biraz sakat, ancak kutuplara da bir bilet alırsınız ve bu da bikini parasından daha pahalıya gelir.asıl o değilde, geçen kocaman cam kapıları olan bir mağazaya girdim, herkes bana teker teker merhaba çekti, yahu o çantayı bir ikinci el araba fiyatına satarsanız tabii ki her gelene tek tek bütün çalışanlar olarak saygı duruşunda olmak zorunda kalırsınız, bu da sanki birazdan kasada sizi düdüklücez ama şimdi lütfen kırmızı halının üzerini yırtsanız bile sesimizi çıkartmayız durumuydu. ben de tabii bu tarz dükkanlarda ortalıkta kül bırakmıyorum ve sanki mağazanın %51'li büyük hissedarıymışım gibi davranıyorum, ama neden çıkarken geldiğimdeki o merhaba seslerinden güle güle, yine bekleriz duyamıyorum daha çözemedim, acaba ellerimde poşetler olmadığı için mi, o an kasadakilere dönüp ne satışçıymışsınız, benim gönlümde o poşetler dizi dizi diyesim geliyor. preen line'ımı giyip gelseydim dükkanıza çıkışta bile merhaba derdiniz ama işte o gün kuru temizlemedeydi.

bu arada sevdiceğinize iltifat etmek istiyorsanız: gözüm senin yanında şu indirim tabelalarını bile görmüyor diyebilirsiniz, açıklamasını da yapıyım, yani seni o kadar çok seviyorum ki elini bırakıp şu %50+%20 indirime gidip saldırmak bile geçmiyor içimden, yoksa hikayedeki kadınımız sölediğinin tersini mi anlatmak istiyor bilinmez, :D.