asıl o değilde, geçen kocaman cam kapıları olan bir mağazaya girdim, herkes bana teker teker merhaba çekti, yahu o çantayı bir ikinci el araba fiyatına satarsanız tabii ki her gelene tek tek bütün çalışanlar olarak saygı duruşunda olmak zorunda kalırsınız, bu da sanki birazdan kasada sizi düdüklücez ama şimdi lütfen kırmızı halının üzerini yırtsanız bile sesimizi çıkartmayız durumuydu. ben de tabii bu tarz dükkanlarda ortalıkta kül bırakmıyorum ve sanki mağazanın %51'li büyük hissedarıymışım gibi davranıyorum, ama neden çıkarken geldiğimdeki o merhaba seslerinden güle güle, yine bekleriz duyamıyorum daha çözemedim, acaba ellerimde poşetler olmadığı için mi, o an kasadakilere dönüp ne satışçıymışsınız, benim gönlümde o poşetler dizi dizi diyesim geliyor. preen line'ımı giyip gelseydim dükkanıza çıkışta bile merhaba derdiniz ama işte o gün kuru temizlemedeydi.bu arada sevdiceğinize iltifat etmek istiyorsanız: gözüm senin yanında şu indirim tabelalarını bile görmüyor diyebilirsiniz, açıklamasını da yapıyım, yani seni o kadar çok seviyorum ki elini bırakıp şu %50+%20 indirime gidip saldırmak bile geçmiyor içimden, yoksa hikayedeki kadınımız sölediğinin tersini mi anlatmak istiyor bilinmez, :D.
No comments:
Post a Comment